DUYURULAR

SERBEST KÜRSÜ

Sensizliğin İlk Günü 2

Yakınındaki gür bıyıklı 35 yaşlarında bir adama nikah salonunu sordu. Adam, ona alt geçitten karşıya geçmesini söyledi. Bir an dudaklarını büzdü bilmiyorum dercesine, çünkü sevmiyordu burayı her daim bağıranlar, kalabalık ve etrafında sürekli satış simsarları çevrelerdi; çaresiz girdi ter içinde kaldı, yavaş ilerliyordu kalabalık. Karşıya geçti ama geç kalmıştı bu arada sevdiği dostuna mesaj attı, neden aramadığını sorun mu olup olmadığını soran kısa bir mesaj ama cevap gelmedi uzun süre lanet okudu kendi kendine. Adresi bir kere daha sordu bu kez yaşlıca bir adam dolmuşa binmesi gerektiğini söyledi Yunus Emre’de ineceğini de bir anne edası ile tekrar tekrar tembihledi. Genç adam en kibar edasıyla teşekkür etti ve yola koyuldu.

Geç kalmıştı ama daha başlamamıştır diye düşündü, nikah hemen saatinde başlamazdı değil mi? Minibüsten indi, iner inmez dehşete kapıldı ve küfür etti tam sırası diye çünkü aynı gün bir partinin 4. olağan genel kurul toplantısı ve mahşeri andıran bir kalabalık vardı. Nasıl bulacaktı şimdi onu? Kaldırımın sonuna doğru yürüdü ve sessizce kalabalığı kaçamak bakışlarla süzmeye başladı. Kaldırım sonuna geldiğinde, salonun 2 girişini de görebileceği bir yerde bir sigara yaktı. Tam bu sırada arkasındaki orta yaşta bir kadının bağırtısı ile irkildi acaba ona mı bağırmıştı? Bir suçu yoktu ki, sonra meseleyi algıladı kalabalık yüzünden apartmanın girişine bile araba park etmiş kadın, çıkamayınca sinirden deliye dönmüştü. Biraz seyrettikten sonra herkes o yöne doğru bakmaya başladığından tedirgin oldu ve onu görmelerinden korkarak yerini değiştirmeye karar verdi. Çünkü onu görmek istiyordu ama onun haberi yoktu ayrılalı tam 3 hafta olmuştu. Protokol girişine doğru ilerledi anladığı kadarıyla orası kilitliydi ve kimse görmezdi. Cesaret edemedi salona girmeye, görünmekten korkuyordu çok uzun süre bekledi tam bu sırada salonun hemen altında salon girişine çıkan bölümü gören bir cafe olduğunu fark etti. Sigarasından son bir nefes daha çekti, cesaretini topladı, tedirgin adımlarla kapıdan girdi. Giriş boştu sevindi, asansöre bindi arkasından iki adamda bindi sonra asansöre bindiğine pişman oldu çünkü asansör sadece nikah salonuna çıkıyordu. Ama çok geçti artık binmişti bir kere asansör durdu, sırtındaki soğuk terlerin ensesinden kuyruk sokumuna doğru aktığını hissetti. Kapı açıldı ama korktuğu olmadı salona giriş için önce bir balkona çıkmaları gerekiyordu, hemen merdivenlerden aşağı sıvıştı ve cafeye girdi soluk soluğa kaldığını hissetti.
Kapıyı gören bir masaya oturdu. Kendini gizlemiyordu çünkü düşük bir ihtimal cafeye girerse görebilirdi fakat kapıdan bakınca göremezdi. Kitabını çıkardı okumaya başladı ama her satırı 2 kere okuyordu çünkü her ayak sesinde gözü merdivenlerdeydi ve her inenin ardından umudu kırılıyordu. Gözlerindeki ışık yavaş yavaş sönmeye başladı çünkü inişler yaklaşık 10 dakikadır kesilmişti. Tam kalkıyordu ona benzettiği biri bir erkeğin elinden tutmuş sevgili oldukları çok belliydi. O zannetti, olmaması için dua etti. Yüzünü görmek için cafenin penceresinden aşağı doğru baktı daha çıkmamıştı ve gördüğü kız o değildi. İçine bir rahatlama geldi ve kalktı yukarı çıkmaya karar verdi, parayı ödedi. Bu sırada kongre salonundan gelen tezahüratlara kulak kabarttı ama umurunda da değildi. Aslında siyasete meraklıydı. Ama bütün benliği ile şuan onu görmek istiyordu, ona yaklaştığını hissettikçe daha bir hasretle açıldı gözleri, nihayet salona vardı; ama ikinci kez yüreğinin burkulduğunu hissetti o lanet şey bir daha çöreklenmişti kirpiklerine bu kez kovalamadı.

Salon bomboştu....



Ertan Korkuç / 7.10.2011

Bu yazı 499 kez okundu.


YORUM YAP



YORUMLAR

Siirdemeti.Net - 2005 Yılından Günümüze Karşılıksız Sevgi ©